Ne İçin Blog Yazarız? Blog Yazmanın İncelikleri







Ilk olarak bu satırların yazarının Blog aleminde daha defa yeni olduğunuifade ederek başlamakta yarar var. 







Belki sizin de onlardan biri olduğunuz, her sabah aşağı yukarı her kısımdakarşılaştığınız deneyimli “blogger” lardan değilim. 



Henüz birkaç ay evvel açtığım, zaman buldukça ve elimden geldiğinceorjinal içeriklerle beslemeye çalıştığım liveaplus.com da, henüzokuduğunuz Bloghocam ya da aynısı uzun soluklu ve kalifiye bloglardan biri değil. 

İşin defa başındayım, acemisiyim anlayacağınız.



Bir işin acemisi olmak, üstünde taşıdığı birçok dezavantajın yanısıra defada ehemmiyetli bir avantaja sahip olmak demektir. 

Bir alemin içerisinde “acemi” olarak yer alırkendaha o alemin bir parçası olmadığınız için eş zamanlı da dışarıdan sebep göründüğünü bilirsiniz. 

Bu sayede objektif olabilir, daha kazanmadığınız deneyimden kaynaklıişinizi, o işi yapmayanların gözleri ile görebilirsiniz.



Ben de blog yazmaya çalıştığım bu kısa vakit içinde gördüklerimi, bu yolculukta şu ana kadar yaşadıklarımı, hala işin acemisi olmanın avantajını kaybetmeden kelimelere dökmek istedim ve bunu da siz Bloghocam takipçileriyle paylaşmanın güzel olacağını tarttım

Teknik konularda ahkam kesmek daha haddime değil. 

Bu yazıda henüz değişik sularda gezineceğiz.


Blog yazmak ve blog sayfası/sitesi yönetmek konularında kez defa bilgieksikliğim var. 
Bu yüzden bu konuda bulduğum her yazıyı, kaynağı okumaya çalışıyorum. 

Bloghocam da düzeyli ve doyurucu içeriği ile en fazla başvurduğum kaynaklardan biri.

Okuduğum bu yazılardan gerçekten kez defa ve değerli bilgiler edindim. 

Olumlu ve olumsuz anlamda değerli bilgiler.


Gördüm ki herkesin blog yazmak için değişik nedenleri var. 
Takip ettiğim bunca yazıdaki nasihatler içerisinde bu hususta söz edilenen süregelen neden para veyahut aynısı parasal çıkarlar kazanmak. 

Görünen o ki bugünkü dünyasının en devasa trend ve bu aradayanılgılarından bir tanesi olan “kısa müddette kazanmak” arayışı bu arada blog yazmaya hüküm vermekteki en devasa sebeplerden biri. 

Sosyal medyayı, gündemi ve günceli takip eden ortalama bir okur kısamüddet içinde popülerleşen, ünlü olan, reklamlarda, filmlerde, dizilerde oynamaya başlayan, kitaplar yazan, defa satan gazetelerde köşe içerenblogger’ları gördükçe bu işin basit yoldan para ve ün kazanmak için geçerli bir yol bulunduğu düşüncesine kapılabiliyor. 

Tahmin ediyorum ki şu şekilde başlıyor olay: “Abi etrafım geniş, arkadaşlarım, arkadaşlarına yaysa, onlar kendisi arkadaşlarına yaysaertesi çorap söküğü gibi gelir. 

Kalemim esasen defa dayanıklı

Kısa müddette sayfaya reklam alırım. 

Sonra bir gazetede haber olsam, -ki bunu sağlayacak arkadaşlarım da var- oldu sona erdi

Ne kadar basit değil mi? Mısır patlatmak gibi. 

Birkaç mısır tanesi patlayana kadar biraz beklersin.


Sebep basit yoldan reklam alınır?
Sebep basit yoldan takipçi arttırılır?

Sebep basit yoldan para kazanılır?

- Blog aratarak basit yoldan para niye kazanılmaz?

- Blog aratarak parak kazanmak için neler inşa etmek gerekir?



vb, vb.



İşin enteresan yönühaysiyet edilebilecek ve gerçekçi yanıtların devasakısmında yukarıdaki suallere verilen tek yanıt hemen hemen aynı: Sabır, sabır, sabır. 



Genellikle şu şekilde başlıyor bütün yazılar: Blog aratarak kısa yoldan para kazanmak olası değildir.


Bu görüşe ben de katılıyorum. 
Göz önündeki etkin örneklerin bir çok bu işin daha yeni bulunduğudönemlerde başlayıp senelerce emek harcamış, bloglarını, kendilerinde var olan madeni geniş kitlelere ulaştırmak için yeni bir mecra olarakbaşarılı bir şekilde kullanmış ve daha bu bölgede defa çok futbolcubulunmadığı dönemde başka sıradan örneklerin arasından rahatlıklasıyrılmışlardan oluşuyor. 

Yani, sahada futbolcu azken kalitelileri rahatlıkla parlayarakbaşkalarından ayrılabiliyorlardı. 

Ancak henüz vaziyet bu tür değil. 

Çok çok blogger ve defa çok blog var. 

Ve bu karmaşada başkalarından farklılaşmak bundan sonra o kadar dabasit olmasa lüzum.



Bu vaziyet yanlızca blog yazmak konusunda bir vaziyet da değil esasen

Tüketim dünyasında yaşıyoruz ve birşeyleri tüketmek bundan sonragünün bir gereği. 

90’ların sonu ve 2000’lerin başındaki “dot-com bubble” da benzer birdevresinin değişik biçimde yaşanmasından farklı birşey değildi. 

Bir anda popülerleşen bir mecra, bulundurduğu kanallar süratle artarken,konumunu dolduran farklı bir rakip mecranın meydana çıkması ile popülerliğini aynısı süratle yitirebiliyor.



Bu yüzdendir ki blog yazarken kalıcı alabilmek için en ehemmiyetliihtiyaç “Sabır”. 

Bir yandan sabrederek süratli bir muvaffakiyet beklememek gerekirken,diğer taraftan da muhtevanın ehemmiyetini göz ardı etmeden üretmekgerekmektedir

Yine okuduğum makalelerden gördüğüm kadarıyla, Bloglar konusundabir yazı hazırlıyorsanız, kesinlikle kullanmak lüzumlenen bir söylemhenüz var: “content is king” başka bir deyişle “içerik kraldır” (böylece biz de bu yazımızda bu vecibeyi adına getirmiş olduk). 

Bu tam bir basmakalıp

Ancak aynısı oranda da gerçekçi bir söylem. 

Ormandaki en sıhhatli, en gürbüz, en parlak yapraklı ağaçlardan olmakgerekli ki kuraklık geldiği zaman veyahut fırtına çıktığında ayakta kalabilesiniz. 

Bu yüzden yılmadan, usanmadan orjinal muhteva üretmek vegeliştirmeye devam etmek koşul.


Sabır ve muhteva, uzun vakittir bu işi yapmışların süzgecinden geçerek yeni başlayanlara ilettikleri en kıymetli ve ortak iki tavsiye. 
Peki yeni bir blogger’ı bu işe iten yegane motivasyon para kazanmakveyahut meşhur olmak mıdır? Bence değil. 

En azından benim için değil.



Beni bu zor ve uzun yolculuğa sürükleyen şey “kazanmak için üretmek” değil, "ürettiğim için paylaşmak” talebi oldu.



Çok uzun soluklu ve etkin misaller olmamasına karşın bir müddetamatörce hikâye yazdım. 

“Yazmak” eylemi zevk verdikçe kafamdaki kanaatleri, öğrendiklerimi, beğendiklerimi yazıya dökme talebi beni samimi içe kemirmeye başladı. 

Bunların kalıcı meydana gelebilmesi için “blog” iyi bir seçenek olarak göründü ve başladım. 

Başlangıçta “kendim için yazıyorum, okunmasam da olur” şeklinde düşünsem de, bloga yazı ekledikçe, okunuyor olmanın, yazmak kadarkıymetli olduğunu gördüm.



Sayfam henüz defa kısıtlı bir kitleye hitap ediyor. 

Ancak birinci ve ikinci kaidesi unutmuyorum. 

İçeriğim yeteri kadar iyi ise zaman içinde daha fazla okunacağını tahmin ediyorum

Bunu vakit gösterecek.


Blogumu yayına aldığımdan ardından geride bıraktığımız kısa müddetiçinde beklediğim kadar olmasa da yakın çevremden kimi tenkitler de aldım. 
En sık karşılaştığım tenkit “yazıların defa uzun” şeklinde oldu. 

Doğrudur, uzun yazılar yazdım. 

Ancak, blogun orada olma nedeni “yazma isteği” bulunduğu için bu kaçınılmaz. 

Yazılarım uzun zira yazmak istiyorum. 

Bu kadar kolay

Ancak uzun yazılar, yazanın taşıdığı motivasyonu okuyana aktaramıyor. 

Yukarıda da bahsettik, vakit tüketim süreyi

Zaman sürat süreyi

Okuyucu da henüz hızlıca daha fazla şey okumak istiyor. 

Bu yüzden “uzun yazı” defa da çekici gelmiyor. 

Buna bir orta yol bulmak gerekliliğini görüyorum. 

(yılma okuyucu… evet bu yazı da giderek uzuyor biliyorum, fakat lütfenseneme

buraya kadar geldiysen kalanını da okuyabilirsin, haydi gayret) 

Araştırmalarımda gözlemlediğim bir farklı tavsiye, bir blog içerisindebulunan yazıların yelpazesini çok geniş tutmamak gerektiğiistikametinde

Her hususta yazmak, her konuyu biliyor gibi görünmek olarak algılanabilirmiş. 

Bu da okuyucunun gözünde “samimiyetsiz” bir idrak yaratmasına nedenolabilirmiş. 

Bir nevi hıncaluluçvari bir şeklinde her hususta ahkam kesmemek gerekirmiş.



Saygı duyarım, fakat tam katılmıyorum. 

Yazılarımın emelialaka alanıma giren hususları diğerleri ile paylaşmak. 

Bu paylaşımların uzun vadeli olması için de yeterli olduğunu düşündüğü kadarı ile güncelden uzak kalarak, kalıcı ve “zamansız" yazılar olması, 5sene, 10 sene ardından dahi okunsa aynısı tazeliği savunuyor meydana gelebilmesi için çaba gösteriyorum. 

Bu gaye ile ilk olarak bildiklerimi aratarak başladım. 

Ancak, alaka alanıma giren konular, bilmediğim birçok ayrıntı da içeriyor.

Bu sebeple araştırıyor, öğreniyorum. 

Yani yazmayı bir bakışla yeni verilere ulaşmak, yeni şeyler öğrenmek için bir vasıta olarak kullanıyorum. 

Ve burada herhangi bir samimiyetsizlik olduğuna inanmıyorum.


Samimiyet demişken, çevremden gelen bir farklı eleştiriden de söz ederekbiraz biraz yazıyı bağlayalım. 
Her yiğidin yoğurdu değişik yemesinde bulunduğu gibi, her blogger’ıntipi değişik

Her blogun da rengi değişik

Görebildiğim kadarıyla defa içten, okuyucusuyla defa içli dışlı, mizah tonunu epey üst düzeyde tutarak yazan bloggerlar da var, TV’de birpolitik uygulamaya konuşmacı olarak çıkmışçasına resmi yazanlar da. 

Hepsine saygım ebedi

Tarz, tarzdır. 

Ancak, yazdığım yazılarda kullandığım dile ilgi etmeye çalışıyorum. 

Türkçe bilgim ortaöğrenimim esnasında öğrendiklerimden aklımda kalanlar kadar. 

Bazı sorunlar yapıyorum ki bu defa normal. 

Elimden geldiğince bunu azaltmaya çalışıyorum. 

Ancak yazarken sarfedilen dilin, okuyucuya olan hürmet düzeyinibozmaması gerekliliğini tahmin ediyorum

Yani, günlük dil kullanmak, okuyucu ile içten olmak yerine Türkçe’ninesas kurallarının dahi yok sayılarak yazılmasını doğru bulmuyorum. 

Samimiyet yerine Türkçe’yi bozmak hatalı bence.



Son olarak madalyonun bir de başka yönüne göz atmak istiyorum. 

Olaya tam aksi istikametten bakarsak, okuyucunun da kimiyükümlülükleri sahip olunan

Bu yolda deneyim kazanmaya gayret gösteren bütün blogger’larınkesinlikle bir geri açıklamaya gereksinimleri bulunmaktadır

Okuyucu, takip ettiği bloglar ve okuduğu yazılar ile ilgili içten (bu “samimiyet" yeniden çıktı karşımıza), objektif ve olası mümkün oldukçaayrıntılı yorumlarını doğrudan olarak yazara iletmelidir. 

Bu sayede yazarın hem hatalarını hatta okuyucu beklentilerini anlaması ve kendini geliştirmesinin olası olacağı gerçeği akılda tutulmalıdır.



Yazının başlığına geri dönerek son vermek icabında, blog yazmak blogger’ın hem kendine hatta okuyucusuna bir borç ödemesi olarak algılanmalıdır. 

Blogger hem kendisi yazma arzusuna hatta okuyucunun okuma isteğinekarşı mesuliyet taşımalıdır. 

Yani blog hem blogger içindir hatta halk için.








5 Responses to Ne İçin Blog Yazarız? Blog Yazmanın İncelikleri

  1. Çok samimi bir yazi olmuş gerçekten. Bize yazilarinizla işik oldunuz çok teşekkür ediyorum. Zevkle Takip Ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blog kiminse bilmiyorum ama blog tabanlı site işini gayet iyi bilen biri oldugu yazdıgı tüm içeriklere yansımış yeni bir blog galiba ama degindigi konular çok uzun zamanlarını blog tabanlı sitelere harcamış birinin bilgileri tanışsam yanından hiç ayrılmam bu kişinin

      Sil
    2. Ne acayip teşekkür ederim deger verip yorum yaptıgınız için görüşleriniz benim için degerli

      Sil
  2. neden blog yazarız? Hiç para beklentim ya da keşfedilme isteğim olmadı benim..sadece yazmak en sevdiğim şeydi ve devam etmek istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başlangıçta para kazanmak amacıyla girerseniz kazanamazsınız bu bir bir daha iki kadar net Blog işinin başlangıcı samimiyet içtenlik siz yazmaya devam ettikçe önünüze çeşitli fırsatlar gelir

      Sil